Bu yazımızda son zamanlarda büyük ilgi ve tartışma konusu olan İslam'da insan hakları konusunu derinlemesine inceleyip analiz edeceğiz. İslam'da insan hakları her yaştan ve her kökenden insanı etkileyen bir sorundur ve alaka düzeyi ve kapsamı siyaset ve ekonomiden sağlık ve refaha kadar çok çeşitli alanlara yayılmaktadır. Bu konuyu derinlemesine incelerken, konunun birçok yönünü inceleyeceğiz ve genel olarak toplum üzerindeki etkilerini değerlendireceğiz. İslam'da insan hakları, ortaya çıkışından günümüzdeki etkisine kadar dikkatle ilgiyi ve ayrıntılı analizi hak eden bir konudur. İslam'da insan hakları ve günümüz dünyasındaki önemi hakkında daha fazlasını keşfetmek için okumaya devam edin!
İnsan hakları ferdin insan olarak var olması ile kazanılan asli haklar olarak kabul edilir. Bu haklar insanın yaşadığı coğrafyaya ve fiziki gücüne göre kazanılmaz. Aksine bu haklar şahsın doğuştan kazanmış olduğu haklardır.
İslam'ın insanları inanmaya ve Müslüman olmaya zorlamadığı, kişi iradesine saygılı olduğu genel kanıdır.[kaynak belirtilmeli] Şeriat yasalarında irtidat, elfaz- küfür gibi başlıklarda ele alınan dinden çıkma ise ölümle cezalandırılan ve inananlar açısından Ridde savaşları gibi tarihsel örneklik teşkil eden konu ile ilgili aksine örnekleri oluşturmaktadır.
İslam'da dinden çıkma, irtidâd veya ridde (reddetme anlamında), genellikle İslam'ı bir Müslüman'ın kendi isteğiyle terk etmesi olarak tanımlanır.[1][2] Müslüman bir ailede doğan veya daha önce İslam'ı kabul etmiş olan bir kişinin dinini değiştirmesi ya da inancını bırakıp dinsiz olması İslam'dan çıkma eylemine girer.[3] İslam'dan çıkmanın tanımı ve cezalandırılmasının gerekip gerekmediği tartışmalı meselelerdir, İslam alimleri bu sorulara ilişkin çeşitli görüşlere sahiptirler.[4][5][6]
Genel anlayış olarak (icma) dinden çıkan kişiler öldürülerek cezalandırılırlar.[7]
Şeriat yönetimlerince, İslamda kutsal kabul edilen kişi ve nesne (kitap, obje, kavram) lerle ilgili mizah, karikatür, eleştiri, yergi gibi eylemler irtidat kabul edilerek cezalandırılabilir.
Şeriat yasalarında hukuk önünde eşitliği ihlal eden bazı uygulama örnekleri, miras, fasıkların ve kadınların şahitlikleri, boşanma hakkı gibi başlıklarda görülebilmektedir.
Zira İslam inancına göre mirasta, kadına, erkeğin yarısı kadar pay verilmektedir. Şahitlik konusunda ise 2 kadının şahitliği, bir erkeğin şahitliğine eş değerdir. Boşanma hakkı ise öncelikli olarak erkeğe verilmiştir.[8][9][10]
Şeriat hukukunda köle ve cariyeler;
İslam'da insanlar satın alma, savaştan geri kalanların esir edilmeleri ve ganimet olarak cihat yapanlara dağıtılmaları ve ayrıca bu esir ve kölelerin yine esir veya köle olan insanlardan yaptıkları çocukların köle veya cariye sayılmaları yoluyla köleleştirilebilir.[11] Muâmelât bakımından köle mal gibidir. Alınıp satılabilir, hibe edilebilir, kiralanabilir, ortak mülkiyete konu olabilir. Kazandıkları efendisine âit olur. Kendisine karşı yapılacak haksız fiilden elde edilecek tazminatları efensidi alır. Başkasına karşı işleyeceği haksız fiillerde ise zararı ya efendisi öder ya da köleyi zarar görene devreder.[11] Hür bir erkek kendi câriyesi ile nikâh söz konusu olmaksızın cinsel hayat yaşayabileceği gibi, onu nikâh akdi ile eş edinmesi de mümkündür. Kısası gerektiren suçlarda köle, hür veya köle karşılığında kısas olarak öldürülür. Hanefilere göre bir köleyi öldüren hür kimse de kısas yoluyla öldürülür. Diğerlerine göre ise, bu durumda kısas uygulanmaz. Köle ve cariyelere zina ve zina iftirası suçunda hürlere verilen cezânın yarısı hırsızlık ve irtidad suçlarında tam cezâ uygulanır.[11]
Günümüzde cerrahi sünnet ve özel olarak kadın sünneti kadın ve çocukların vücut bütünlüğüne saldırı açısından tartışma konusudur.
Çocuk hakları İslam dünyasında savaşlarda çocukların kullanılması, çocukların özgür eğitim ve bilgi edinme hakları, eğlenme ve sosyal gelişmelerini sağlayacak özgür ortamların yaratılması, tek yönlü verilen, karşıt görüşleri dışlayan ve düşmanlaştıran özgür olmayan eğitimlere tabi tutulmaları gibi başlıklarda düşünülebilir.
Kadın hakları, kadınların özgürlüğü, tek başlarına seyahat, sosyal yaşama katılma, giyim, sosyal statü, hukuki eşitlik, miras vb. başlıklarda incelenebilir.
Şeriat yasalarında miras, şahitlik, liderlik gibi konularda kadın-erkek arasında[12] farklı uygulamalar bulunmaktadır.
Had cezaları gerektiren suçların ispat edilmesinde, vasiyet ve boşanma davalarında, ayrıca başka tipteki sorunların davalarında; kadınların şahitlikleri ile erkeklerin şahitleri eşit kabul edilmez.[13] Davalarda ve şahitliklerde en az bir tane erkek bulunması koşuluyla 1 erkek + 2 kadın şeklinde kadınların şahitliği kabul edilmiştir.[14][15]
İslami toplum yaşamında cinsel yönelimler gibi yaşam tarzlarının ve dinlenme, eğlence, giyim, yeme–içme gibi kişisel tercih alanına giren davranışların doğrudan veya sosyal baskı ile etki altına alınması, kısıtlanması, toplumsal otoriteler veya toplum tarafından cezalandırılması söz konusu olabilmektedir.
Dini yaşamda çoğunlukla bir zorunluluk gibi algılanan bazı uygulamalar diğer insanların dinlenmelerini ve sosyal huzurlarını bozucu etkiler yapabilirler.
By the murtadd or apostate is understood as the Moslem by birth or by conversion, who renounces his religion, irrespective of whether or not he subsequently embraces another faith
<ref>
etiketi; webcache.googleusercontent.com
isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)
<ref>
etiketi; ReferenceA
isimli refler için metin sağlanmadı (Bkz: Kaynak gösterme)