Şiddetsizlik konusu çağdaş toplumda büyük ilgi gördü ve tartışıldı. Şiddetsizlik, başlangıcından günümüze kadar yaşamın çeşitli yönlerinde kültürü, ekonomiyi, politikayı ve kişilerarası ilişkileri etkileyerek temel bir rol oynamıştır. Zamanla Şiddetsizlik gelişti ve modern dünyanın değişimlerine ve zorluklarına uyum sağlayarak bireyler ve topluluklar için yeni fırsatlar ve zorluklar yarattı. Bu makalede, Şiddetsizlik'in günümüz dünyasındaki önemini ve etkisini inceleyeceğiz, sonuçlarını ve olası gelecek perspektiflerini analiz edeceğiz.
Şiddetsizlik, her koşulda kendine ve başkalarına zarar vermemeyi benimseyen bir kişisel uygulamadır. Bir sonuca ulaşmak için insanlara, hayvanlara ve/ya da çevreye zarar vermenin gereksiz olduğu inancından kaynaklanabileceği gibi, genel olarak şiddetten kaçınma felsefesine de dayanabilir. Ahlaki, dini ya da manevi ilkelere dayanabilir fakat bunun nedenleri tamamen programatik ya pragmatik olabilir.[1]
Şiddetsizliğin "aktif" ya da "aktivist" unsurları vardır, çünkü buna inananlar genellikle şiddetsizlik ihtiyacını politik ve sosyal değişim için bir araç olarak kabul ederler. Bu nedenle, örneğin, Tolstoyculuk ve Gandizm şeklindeki şiddetsizlik, şiddet kullanımını reddeden bir sosyal değişim felsefesi ve programı olmakla birlikte, aynı zamanda (sivil direniş olarak da adlandırılan) şiddetsiz eylemi baskının pasif kabulüne de, ona karşı silahlı mücadeleye de alternatif olarak görür. Genel olarak, aktivist şiddetsizlik felsefesi savunucuları, sosyal değişim kampanyalarında eleştirel eğitim ve ikna biçimleri, kitlesel işbirliği yapmama, sivil itaatsizlik, şiddetsiz doğrudan eylem ve sosyal, politik, kültürel ve ekonomik müdahale biçimlerini içeren çeşitli yöntemler kullanırlar.
Modern zamanlarda şiddetsiz yöntemler, sosyal protesto ve devrimci sosyal ve politik değişim için güçlü bir araç olmuştur.[2] Kullanımlarının birçok örneği vardır. Bunlar sivil direniş, şiddetsiz direniş ve şiddetsiz devrim başlıkları altında toplanabilir. Bunlar arasında, Mahatma Gandi'nin Hindistan'ın bağımsızlığı için on yıllarca süren başarılı şiddetsiz mücadeleye liderlik etmesi ve ABD'de Martin Luther King'in ve James Bevel'in Afroamerikalıların eşit haklar kazanmasına yönelik kampanyalarında Gandi'nin şiddetsiz yöntemlerini benimsemeleri[3][4] özel bir yere sahiptir.
"Şiddetsizlik" terimi genellikle barışla ilişkilendirilmektedir ya da onunla eşanlamlı olarak kullanılmaktadır fakat onun sıklıkla pasifizm ile eşitlenmesine şiddetsizlik savunucuları ve aktivistleri tarafından itiraz edilmektedir.[5] Şiddetsizlik, şiddet olmaması demektir ve her zaman zarar vermemeyi ya da en az miktarda zarar vermeyi tercih etmektir, pasiflik ise hiçbir şey yapmamayı tercih etmektir. Şiddetsizlik bazen pasiftir, bazen ise değildir. Örneğin bir ev, içindeki fareler ya da böceklerle birlikte yanarken en zararsız uygun hareket ateşi söndürmektir, oturup öylece oturup yanmasına pasif bir şekilde seyirci kalmak değildir. Bazen şiddetsizlik, zararsızlık ve pasiflik konusunda kafa karışıklığı ve çelişki olmaktadır. Kafası karışık biri, belirli bir bağlamda şiddetsizliği savunurken diğer bağlamlarda şiddeti savunabilir. Örneğin, kürtaja ya da et yemeye tutkuyla karşı olan biri aynı zamanda kürtaj yanlısı birini öldürmeye ya da bir mezbahaya saldırmak için şiddeti savunabilir ve bu da o kişiyi şiddet yanlısı biri yapar.[6]