Arminius Vambery dünyasında her zaman büyük bir ilgi ve bitmek bilmeyen bir merak vardı. Arminius Vambery çok eski zamanlardan beri gizemi, önemi, etkisi veya aşkınlığı nedeniyle insanlığın dikkatini çekmiştir. Zaman, yer veya kültürden bağımsız olarak Arminius Vambery, gelenekleri, inançları, kararları ve eylemleri etkileyerek insanların yaşamlarında temel bir rol oynamıştır. Bu makalede Arminius Vambery'in büyüleyici dünyasını derinlemesine keşfedeceğiz, önemini, sonuçlarını ve toplum üzerindeki etkisini analiz edeceğiz. Derin bir analiz yoluyla, Arminius Vambery'in birçok yönünü keşfedeceğiz, gizemleri çözeceğiz, kavramları aydınlatacağız ve bu heyecan verici konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olacak yeni bakış açılarını paylaşacağız.
Arminius Vambery | |
---|---|
![]() | |
Doğum | 19 Mart 1832 |
Ölüm | 15 Eylül 1913 (81 yaşında) |
İmza | |
Arminius Vámbéry veya Ármin Vámbéry (Macarca: Ármin Vámbéry, Almanca: Hermann Vámbéry; esas adı: Hermann Wamberger, Bamberger ya da Vamberger) (d. 19 Mart 1832, Szerdahely, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu - ö. 15 Eylül 1913, Budapeşte, Macaristan), Macar asıllı Doğu bilimci, Türkolog ve seyyahtı.
Vámbéry; fakir, dindar bir Yahudi ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ayağı aksak doğan Vámbéry, on iki yaşından itibaren geçimini sağlamak için önceleri terzi çırağı, sonraları özel öğretmen olarak çalışmak zorunda kalmıştı. Bunun yanı sıra etnografya ve filoloji alanlarında araştırmalar yaptı. Vámbéry, Bratislava yakınındaki Svätý Jur manastırında piyaristlerin eğitimini aldıktan sonra kendi kendini geliştirerek çok sayıda dilde yetkinlik kazandı. Önceleri Avrupa dillerine eğilen Vámbéry; daha sonra Arapça, Türkçe (Osmanlıca) ve Farsçayı iyi bir şekilde öğrendi.
Macar halkının Asya menşelerini bulmak arzusu içinde 22 yaşındayken İstanbul'a seyahat edip orada Asıf Bey ve daha sonra Rıfat Paşa'nın hizmetinde Frenk lisanları muallimi (Avrupa dilleri hocası) olarak çalıştı. İstanbul'da bulunduğu 1857-1863 yılları arasında, farklı Türk ağız ve lehçelerini öğrenme fırsatını da buldu. Aynı zamanda Türk tarihinden bazı eserlerin çevirilerini yaparak Almanca-Osmanlıca bir sözlük de yayımladı (bkz. eserleri).
Macar İlimler Akademisinin desteği ile, Sünni bir derviş kılığında 1861-1864 yılları arasında o dönemde Batılılara neredeyse kapalı bir bölge sayılan Ermenistan, İran ve Türkistan'ı gezdi ve yolculuğundan coğrafya, etnografya ve filoloji alanlarında önemli bulgularla döndü. İngiltere Jeoloji Enstitüsünün hizmetinde ve Birleşik Krallık'ın emrinde bir casus olarak Raşid Efendi müstear adıyla önce İstanbul'dan gemiyle Trabzon'a, oradan katır üstünde kervanlarla Tebriz ve İsfahan'a seyahat etti. Oradan gittiği Tahran'da bir süre Osmanlı elçiliğinde kaldıktan sonra Hazar Denizi'nin güneyinden Buhara, Semerkant ve Hive'ye gitti, arkasından Herat ve Tahran üzerinden Osmanlı Devleti'ne döndü. İstanbul üzerinden memleketi Macaristan'a geri gitti. Travels and Adventures in Central Asia adlı eseri 1864 yılında yayımlandığında, başta o dönemde bölgedeki hâkimiyet için Rusya ile rekabet hâlinde olan İngiltere olmak üzere, tüm Avrupa'da büyük ilgi gördü.
1864 yılının bahar aylarında geri döndükten sonra Londra'da büyük heyecanla karşılandı, daha sonra kendisine Budapeşte Üniversitesinde 1905 yılına kadar başkanlığını yaptığı Şark Dilleri Kürsüsü verildi. Macar ile Fin dillerinin ortak kökene dayandığı Fin-Ugor savına en sert bir şekilde karşı çıkanlardandı. Kendisine göre Macar dili sadece Ugor ögelere sahip bir Türk dilidir. Vámbéry'nin bu tezi günümüzde artık kabul görmemektedir. Çağdaş dil bilimcilerine göre Macarca, güçlü Türkçe etkilerine sahip, köken itibarıyla Ugor bir dildir. Aralarında bazı romanların da bulunduğu eserlerini, İngilizce, Almanca ve Macarca olarak yayımladı. Osmanlıca yayımlanıp günümüz Türkçesine çevrilen eserleri de vardır (bkz. eserleri). Ünlü Şarkiyatçı Ignaz Goldziher, Vámbéry'nin öğrencilerindendi.
Vámbéry'nin oğlu Rustem Vámbéry (1872–1948), Macar bir ceza hukukçusu ve siyasetçisiydi; 1902 yılında Budapeşte Üniversitesi Hukuk Fakültesi üyesi oldu, 1919 yılında profesörlük unvanını aldıktan sonra fakültenin dekanı oldu. 1918 Macar Millî Meclisi'nde bir dönem milletvekilliği yaptı.
Vámbéry, zamanın Osmanlı padişahı II. Abdülhamid'in güvenini kazanmıştı. Herzl'e uzun uğraşlar sonucu Sultan'ın huzurunda 1901 yılında bir randevu ayarlayan Vámbéry, siyasi siyonizmi destekliyordu.
1900 yılının haziran ayında Vámbéry padişahın huzuruna çıktı. Herzl, Sultan'dan görüşme ayarlaması için elinden gelen her şeyi yaptı ancak başarılı olamadı. Bunun nedenleri hakkında dolaşan söylentiler çelişkili. Sonunda Herzl, 16 Haziran 1900 tarihinde Vámbéry'yi Tirol'da ziyaret etti. Günlüklerinde bu ziyaret hakkında şunları yazdı:
Vámbéry, Herzl'e karşı maddi bakımından herhangi bir ihtiyacı bulunmadığını vurgulamıştı ve para için değil adil dava olarak gördüğü siyonizm uğruna destek vereceğini söyledi. Buna rağmen Padişah'ın huzurunda bir görüşme ayarlamak için 5.000 paunt ve Musevi bankerlerin Osmanlı İmparatorluğu'na vereceği hatırı sayılır bir kredi anlaşmasına ara buluculuk yaptığı için uygun bir komisyon alması için yazılı bir teminat istemişti.
Aralık 1900'da gazeteler Osmanlı Devleti'nin siyasi Siyonizm nedeniyle Filistin için göç kurallarını sıkılaştırdığını yazdı. Bunun üzerine Herzl, Vámbéry'ye şu satırları yazdı (28 Aralık 1900):
Herzl, Ocak 1901'den itibaren Vámbéry vasıtasıyla doğrudan tehditler göndererek Padişah'ı yola getirmeye çalıştı: Osmanlılar, Yahudilerin isteklerine biraz daha ılımlı yaklaşmayacak olursa Yahudiler, Osmanlı'nın tüm para kaynaklarını kesebilecekti.
Ağustos 1901'de Herzl, Vámbéry'den kendisi ve siyonistlerin Osmanlı Padişahı için neler yapmaya muktedir olduğunu Padişah'a tekrar açıklamasını istedi. Padişah istese Fransızların karşısında âciz düşmemesi için Herzl ona bir torpidolu muhrip gemisini bile temin edebilirdi (Fransızlar, bir süre önce ihtilaflı bir alacakları nedeniyle Midilli Adası'nı savaş gemileriyle işgal etmiş ve ancak Osmanlı Devleti ödemeyi taksit hâlinde yapmayı kabul ettikten sonra adadan tekrar çekilmişti.). Herzl, Vámbéry'ye ayrıca Filistin'e yerleşecek Yahudilerin göçü için gemi temin etmesi için 300.000 Hollanda florini teklif etti. Parayı söz konusu amaç uğruna istediği gibi harcayabilecekti, artanı da kendine saklayabilecekti; önemli olan sonuçtu. Herzl'in mektubu amacına ulaştı: Kendi söylemine göre paraya ihtiyacı olmayan Vámbéry, Herzl'in teklifini kabul etti. Gerektiğinde Osmanlı Devleti'nde kendisi önemli bir vazife alacak veya hatta Padişah'ı devirecekti.
Herzl, İtalya'nın ilk siyonistlerinden Meranolu Tobias Marcus vasıtasıyla Vámbéry ile tanışmıştı. Herzl'e 13 Eylül 1898 tarihinde mektup gönderen Marcus, Vámbéry'yi şu sözlerle tarif etmişti:
Herzl'in İstanbul'daki teması , yıllar boyunca Osmanlı Devleti'nin Dâhiliye Nezaretinin Sıhhiye Müdürlüğünü ifa etmiş olan Macaristanlı hekim Dr. Soma Wellisch (1866–1926) idi. Wellisch, Vámbéry'yi Padişah'la tanıştıran kişiydi.[1]
Vámbéry, Bram Stoker adlı yazarın 1897 yılında yayımlanan meşhur Drakula adlı romanı için ilham kaynağı olmuştu. Stoker, 1890 yılında Vámbéry ile karşılaştığında Vámbéry kendisine Rumen Prens III. Vlad Drăculea'nın (Drakula) efsanesini anlatmıştı. Bu tarihî kişilikten hareket ederek Stoker, romanının kahramanı vampir Drakula'yı yarattı. Vampir kelimesinin Vámbéry ismiyle alakalı olduğu iddiaları, sözcüğün çok daha eskiye (18. yy.[2]) dayanması nedeniyle asılsızdır.
Drakula romanında Van Helsing, Kont Drakula'nın geçmişinden söz ederken Vambery'den arkadaşı olarak bahseder. Van Helsing, haberleştiği dostu Vambery'den Drakula'nın geçmişini araştırmasını istemiştir.