Bir sonraki yazımızda yıllar boyunca pek çok kişinin dikkatini çeken Besin zinciri konusunun büyüleyici dünyasını keşfedeceğiz. Besin zinciri, toplum üzerindeki etkisinden günlük hayata olan etkilerine kadar hem uzmanlar hem de hayranlar arasında büyük ilgi ve tartışma yaratan bir konudur. Bu makale aracılığıyla, bugün çok alakalı olan bu konunun daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamak amacıyla, Besin zinciri'in kökeninden bugünkü evrimine kadar çeşitli yönlerini inceleyeceğiz.
Besin zinciri, canlılar topluluğundaki organizmaların beslenme alışkanlıklarını yansıtan ve besin ağının bir parçasını oluşturan bir kavramdır.
Bitkilerin ve öbür kendi beslek organizmaların besine dönüştürdükleri enerjinin organizmadan organizmaya geçişini dile getiren besin zinciri, en yalın biçimiyle bir bitki, bir otçul hayvan ve bir etçil hayvandan oluşan bir dizi olarak düşünülebilir. Zincirin her öğesi bir halkayı simgeler ve üretken bitkiler ya da tüketici hayvanlar sınıflarına ayrılır. Bitkilerle beslenen otçullar birincil tüketici, bunları yiyerek beslenen etçiller ile hepçiller ikincil tüketici diye adlandırılır.
Tüm canlılar yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Günlük yaşamda yapılan her şey için insanlar enerji kullanır. Her canlı gereksinimi olan enerjiyi besinlerden sağlarlar. Bu nedenle bütün canlılar beslenmek zorundadır. At, keçi, koyun, inek gibi hayvanlar ot yiyerek beslenir. Bu canlılara ot yiyenler otoburlar denir. Aslan, kaplan, tilki, atmaca gibi hayvanlar diğer hayvanları yiyerek beslenir. Bunlara da et yiyenler etoburlar denir.
Ayrıştırıcılar (örneğin bakteriler), üreticilerin ihtiyaç duyduğu enerjinin doğaya salınmasına yardımcı olur.[1]