Bu makalede, Sera konusu multidisipliner bir yaklaşımla ele alınarak, bu konuya geniş ve eksiksiz bir vizyon kazandırılacaktır. Okuyucuya Sera hakkında derin ve güncel bir anlayış sunmak için farklı bakış açıları ve son çalışmalar analiz edilecektir. Ayrıca, çağdaş toplumdaki ilgisini vurgulamak amacıyla bu konunun çeşitli alanlardaki olası sonuçları ve pratik uygulamaları araştırılacaktır. Bu makale aracılığıyla, Sera etrafında yansıma ve tartışma yaratmayı, böylece bilginin zenginleşmesine ve eleştirel düşüncenin desteklenmesine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz.
Sera, bitkilerin yetişmesine uygun şartların sağlanması amacı ile çevre şartları kontrol edilebilen veya düzenlenebilen cam, plastik, fiberglas gibi ışığı geçiren materyallerle örtülü yapı.
1545 yılında, Padova'da ilk botanik bahçesinin açılmasından hemen sonra Daniel Barbaro, bu bahçede ilk serayı yaptı. Yapıda taş ve tuğla kullanıldı, pencere ise yoktu. Mangalla ısıtılıyordu. Bazı hassas bitkiler, kışın bu seraya alınıyor, baharla birlikte yeniden yerlerine dikiliyorlardı. Tarihte yapılan ilk seranın bu olduğu bilinmektedir.
Ilıman iklimin hüküm sürdüğü yerlerde sebze ve meyve yetiştiriciliği, genellikle sebzelerde cam örtü, meyvelerde ise plastik örtü altında yapılmaktadır. Bu nedenle Türkiye'de örtü altı sebze ve meyve yetiştiriciliği, daha çok Akdeniz İklimi'nin hüküm sürdüğü Akdeniz ve Ege Bölgesi'nde görülmektedir.[1] Çünkü bu bölgelerde iklim, diğer bölgelere oranla ılımandır.
Kurulduğu bölgede, dışarıda doğal koşullarda yetişen her türlü sebze ve boyca küçük sayılabilen meyve bitkileri, cam ya da plastik örtü altına alınmak suretiyle, turfanda olarak yetiştirmektedir. Örtü altı sebze ve meyve yetiştiriciliğinde, eskiden sadece doğal koşullarda ve yılın belirli zamanlarında yetişen çoğu sebze ve meyveler, artık gelişen teknolojiyle örtü altlarında, diğer bir ifade ile seralarda, daha erken zamanlarda yetiştirilir olmuştur. Bu durum, doğal olarak sebze ve meyvecilikte verim ve kaliteyi artırmıştır.
Bunlar teknoloji kullanımı ile gerçekleştirilir.