Bu yazıda Bayram namazı'in büyüleyici dünyasını ve bu kavramın kapsayabileceği her şeyi keşfedeceğiz. Bayram namazı, kökeninden günümüz toplumu üzerindeki etkisine kadar tarih boyunca tartışma, çalışma ve yansıma konusu olmuştur. Bu makalenin sayfaları boyunca, Bayram namazı'in birçok yönünü inceleyeceğiz, farklı bağlamlardaki alaka düzeyini ve yaşamlarımız üzerindeki etkisini analiz edeceğiz. Eleştirel ve yansıtıcı bir bakışla, Bayram namazı'in modern toplumumuzda oynadığı rolü ve zaman içinde nasıl geliştiğini inceleyeceğiz. Bayram namazı ile büyüleyici bir yolculuğa çıkmaya ve bu konseptin sunduğu her şeyi keşfetmeye hazır olun.
Makale serilerinden |
![]() |
1 Ahmedîlik ve Vahhabilik de dahil 2 Alevilik, Dürzilik ve Nusayrilik de dahil 3 İbadilik de dahil |
Bayram namazı (Arapça: صلاة العيد), Ramazan Bayramı veya Kurban Bayramı'nın ilk günü Güneş'in doğmasından yaklaşık 50 dakika geçtikten sonra cemaatle birlikte kılınan namaz. Bayram namazı, Hanefi mezhebine göre vacip diğer mezheplere göre sünnettir.[1]
Önce bayram namazını kılmaya niyet edilir, sonra iftitah tekbiri alınarak "sübhâneke", sonra her defasında eller kaldırılarak üç kere zevâid tekbirleri (denilen ilâve tekbirler) alınır, sonra gizlice eûzü ve besmele çekilir, sonra Fatiha ve ardından bir sûre okunur - ki, bu senin "Sebbihısme rabbike'l-a'lâ" olması mendubtur - ve rükûya gidilir.
İkinci rek'ata kalkıldığında besmeleden sonra Fatiha ve ardından bir sûre okunur ki, bunun da el-Gâşiye sûresi olması menduptur. Daha sonra birinci rekattaki gibi her defasında elleri kaldırılarak üç kere zevâid tekbirleri alınır. Önce zevâid tekbirleri alıp sonra okumak caiz ise de ikinci rek'atta tekbirleri kıraetten (okumadan) sonraya bırakmak evlâdır. Sonra imam, namazdan sonra iki hutbe okur ve hutbede insanlara fitre sadakasından (yani fitreden) bahseder.
İmam A'zam (rahimehullah)'a göre, Arefe gününün sabah namazından başlamak üzere (kurban bayramının sonuncu günü) ikindi namazı da dahil cemaatle kılınan ki, teşkil olunan bu cemaatin müstehab olması gerekir her farz namazın ardından bu namazı mukîm olarak şehirde kılan imamın ve ister yolcu, ister çöle, isterse kadın olsun kendisine uyanların teşrîk tekbiri getirmeleri vaciptir.
İmam Yusuf ile Muhammed ise, namazı ister tek başına kılanlar olsun, isterse yolcu olarak yahut köylerde kılanlar olsun bunların, arefe gününden başlamak üzere beşinci günün ikindi namazına kadar her farzın arkasından teşrîk tekbiri getirmeleri vaciptir, demişlerdir ki, bunların sözüyle amel olunur ve fetva da (zâten) bu yönde verilmiştir.
Bayram namazlarından sonra tekbir getirmekte bir beis yoktur.
Tekbir şöyle söylenir: "Allahü ekber, Allahü ekber, lâ ilahe ilallahü vallâhü ekber, Allahü ekber ve lillahi'l-hamd.