Bu makale, son zamanlarda uzmanların ve kamuoyunun dikkatini çeken çok önemli bir konu olan Dalgınlık'i ele alacak. Dalgınlık tartışmalara yol açan ve geniş bir yelpazedeki insanların ilgisini çeken bir konudur. Bu nedenle, etkisini, sonuçlarını anlamak ve olası çözüm veya yanıtları aramak amacıyla Dalgınlık ile ilgili tüm hususları kapsamlı bir şekilde analiz etmek çok önemlidir. Bu makale boyunca farklı bakış açıları incelenecek, ilgili veriler sunulacak ve Dalgınlık hakkında derinlemesine düşünceler sunulacak ve bugün bu kadar güncel olan bu konuya ışık tutmaya çalışılacaktır.
Psikolojide dalgınlık, bir insanın unutkan ve dikkatsiz davranışlar sergilediği, farkındalığın tam tersi olan bir zihin halidir.
Dalgınlık, genelde sıkıntı, yorgunluk, derin düşünme, dikkat dağınıklığı veya kişinin iç monoloğuyla meşgul olması gibi sebeplerden kaynaklanır. Dalgınlık etkisi altında olan insanlar bazı olayları hatırlamayabilir ya da yakında gerçekleşen olayları zayıf bir şekilde hatırlar.
Dalgınlık, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya depresyon gibi klinisyenler tarafından sıklıkla teşhis edilen diğer durumların da bir sonucu olabilir. Günlük hayatı etkileyen bir dizi sonucu olmasının yanı sıra, dalgınlık daha ciddi ve uzun süreli problemlere de yol açabilir.
Dalgınlık, görünüşte ara sıra gerçekleşen odak kaybı ya da "dalıp gitme"den ibarettir. Bu, söz konusu kişinin ne zaman dalgınlığın etkisinde olduğuna göre hafızada kısa süreli ya da uzun süreli boşluklara sebep olabilir. Dalgınlık, aynı zamanda dikkat eksikliği ile doğrudan alakalıdır.
Dalgınlığın yaygın görülen bir durum olmasına rağmen, buna nelerin doğrudan sebep olduğu konusunda çok az ilerleme kaydedilmiştir. Ancak, dalgınlık genelde sağlıksızlık, meşguliyet ya da dikkat dağınıklığı ile birlikte gözlemlenir.[1]
Bu durumun üç muhtemel sebebi vardır:
Dalgınlığın aynı zamanda şizoid kişilik bozukluğuna sahip kişilerde yaygın olarak görüldüğü gözlemlenmiştir.