Bugün Hamza Ali el-Hatib'in ölümü toplumun farklı kesimlerinde büyük ilgi uyandıran ve tartışılan bir konudur. Hamza Ali el-Hatib'in ölümü'in alaka düzeyi son yıllarda arttı, çünkü giderek daha fazla insan kendisi, özellikleri, etkisi ve günlük yaşamın farklı yönleri üzerindeki etkisi hakkında daha fazla şey öğrenmekle ilgileniyor. Farklı perspektiflerden bakıldığında Hamza Ali el-Hatib'in ölümü, farklı bağlamlardaki önemini ve uygulamalarını daha iyi anlamamızı sağlayan çalışma, analiz ve yansıma nesnesi olmuştur. Bu makalede, Hamza Ali el-Hatib'in ölümü'in büyüleyici dünyasına dalacağız ve onun mevcut toplumumuz üzerindeki önemini ve etkisini keşfedeceğiz.
Hamza Ali el-Hatib | |
---|---|
![]() Carlos Latuff'un karikatürü: "Hamza Ali el-Hatib Beşşar Esad'ı avlarken" | |
Doğum | حمزة علي الخطيب 10 Ekim 1997 El-Cize, Suriye |
Ölüm | 25 Mayıs 2011 (13 yaşında) Dera, Suriye |
Ölüm sebebi | Esed rejmi tarafından İşkence ve organ tahribatı |
Milliyet | Suriyeli |
Tanınma nedeni | 2011 Suriye gösterileri sırasında tutuklanması ve işkencede öldürülmesi |
Hamza Ali el-Hatib (Arapça: حمزة علي الخطيب; d. 24 Ekim 1997, el-Cize - 25 Mayıs 2011, Dera), 13 yaşındayken, Dera'da, sivil ayaklanma safhasında, Suriye Arap Cumhuriyeti hükûmetinin gözaltısı altında ölen Suriyeli çocuk.[1] 29 Nisan 2011 tarihinde bir gösteri sırasında tutuklanan Hamza el-Hatib'in ağır derecede çürüklerle bezeli, üzerinde yanıklar ve üç kurşun deliği bulunan, cinsel bölgeleri parçalanmış cesedi 25 Mayıs 2011 tarihinde ailesine teslim edildi. Hamza'nın ailesi, cesedin fotoğrafları ve videosunu gazetecilere ve aktivistlere dağıtmasının ardından görüntülerden etkilenen binlerce kişi İnternet'te ve sokak gösterilerinde aileye desteklerini bildirdi.
Ailesiyle birlikte Dera ilinin el-Cize köyünde yaşayan Hamza'nın,[2] 2010 yılında kuraklık yüzünden artık eskiden olduğu gibi yüzerek vakit geçirmek yerine, evcilleştirdiği güvercinleriyle meşgul olmaya başladığı belirtilmişti. Kuzeni, Al Jazeera'ye verdiği röportajda Hamza'nın cömertliğiyle bilindiğini ve ailesine sık sık fakirlere yardım etmesini tavsiye ettiğini bildirmekteydi: "Hamza bir keresinde birine 100 lira vermek istedi ama ailesi miktarı çok buldu. Fakat Hamza 'Benim bir döşeğim, bir tas da çorbam var ama bu çocuğun hiçbir şeyi yok,' dedi. Böylece ailesini 100 lira vermeye ikna etti."[3]
Hamza'nın siyasetle ilgilenmediğini belirten kuzeni, Hamza'nın 29 Nisan 2011'de ailesiyle beraber Dera şehri üzerindeki kuşatmayı protesto etmek için yapılan gösteriye katıldığını bildirdi. Kuzeni bu durumu "Herkes gidiyordu gösteriye, bu yüzden o da çevreye uydu ve yürüdü" diyerek açıklamaktaydı. Arkadaşları ve ailesiyle beraber 12 km'lik yolu kuzeybatıdaki el-Cize'den Seyde'ye doğru yürüyen Hamza Seyde'ye ulaşır ulaşmaz yürüyenlerin üzerine güvenlik güçlerince ateş açıldı. Hamza'nın kuzeni "İnsanlar ölüyor ve yaralanıyor, bazıları tutuklanıyordu. Her şey kaos halindeydi, o sırada Hamza'ya ne olduğunu anlayamadık, birden kayboluverdi." ifadeleriyle olayı aktarmaktaydı. Bir kaynağa göre Hamza, Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü elemanları tarafından gözaltına alınan 51 kişi arasındaydı.[3] Hamza, tutuklanmasından bir ay sonra ailesine ölü olarak teslim edildi.
Ölümünün ardından çekilen bir videoda ceset üzerinde pek çok çürük, kırılarak vücudun dışına çıkmış kemikler, kurşun yaraları, yanıklar ve koparılmış cinsel organ görüntülenmekteydi.[4] The Globe and Mail Hamza'nın cesedini "Çenesi ve diz kapakları ezilerek kırılmış halde. Eti sigara yanıklarıyla kaplı. Penisi koparılmış. Yaralardan anlaşıldığı kadarıyla elektroşok cihazıyla elektrik verilmiş ve kalın kablo ya da sopalarla dövülmüş." ifadeleriyle aktardı.[2] Cesedin görüntüleri yayınlandıktan sonra Suriye'de tansiyon daha da yükseldi ve hem İnternet üzerinde hem de sokak gösterilerindeki kalabalık arttı.[2]
Olayın öğrenilmesinin ardından Hamza'nın ismi gösterilerde slogan haline geldi. Gelenekselleşen şekilde cuma günlerinin "öfke günü" olarak isimlendirilmesinin ardından, cumartesi günleri de "Hamza günü" olarak isimlendirilmeye başlandı.[2]
14 Mart 2012 tarihinde The Guardian tarafından yayınlanan ve Esma Esad'a ait 3.000'den fazla sızmış e-posta arasında, Esma Esad'ın babası Fawas Akhras'ın Beşar Esad'a Suriye'de çocuklara uygulanan işkenceleri "İngiliz propagandası" olarak lanse etmesini tavsiye ettiği ortaya çıktı.[5]