Günümüz dünyasında Süleyman Saim Tekcan toplumda giderek daha fazla önem kazanan önemli bir konu haline geldi. Ortaya çıkışından bu yana, birçok insanın ilgisini ve merakını uyandıran kapsamlı tartışmalara ve tartışmalara yol açtı. Süleyman Saim Tekcan gerek günlük hayata olan etkisi, gerek tarihsel önemi, gerekse popüler kültür üzerindeki etkisi nedeniyle toplumun farklı kesimlerinin dikkatini çekmeyi başarmıştır. Bu makalede Süleyman Saim Tekcan'in çeşitli yönlerini kapsamlı bir şekilde inceleyeceğiz, anlamını, zaman içindeki gelişimini ve bugünkü etkisini analiz edeceğiz. Ayrıca, bu heyecan verici konuya geniş ve objektif bir vizyon sunarak Süleyman Saim Tekcan çevresinde var olan farklı bakış açılarını inceleyeceğiz.
Süleyman Saim Tekcan | |
---|---|
Doğum | 6 Ekim 1940 Trabzon, Türkiye |
Uyruk | Türk |
Alanı | |
Etkin yıllar | 1968-günümüz |
Sanat eğitimi | Gazi Eğitim Enstitüsü |
Ödüller | |
Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü (2022) | |
Süleyman Saim Tekcan, (d. 6 Ekim 1940, Trabzon) Türk ressam, sinema oyuncusu, heykeltıraş, baskı, grafik, gravür sanatçısı ve öğretim üyesi.
1958 yılında yetenek sınavını kazanarak girdiği Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş bölümünü 1961'de bitirdi.
1965 yılında oyunculuğu deneyen Süleyman Saim Tekcan, Çiçekçi Kız, Sevmek Zamanı, Sevgim ve Gururum ve Sevgili Öğretmenim filmlerinde oynadı.
Bu filmlerden en meşhuru olan Metin Erksan'ın senaryosunu yazıp yönettiği Sevmek Zamanı filmindeki kötü aşık Başar rolüyle sinema tarihine geçti.
1968 yılında "Öğretim Görevlisi" olarak başladığı İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü'ndeki görevine, 1975 yılına kadar devam etti. Bu arada 1970'te bir yıl süren "Baskıresim" eğitimi üzerine Almanya'da araştırmalarda bulundu.
1975'te daha sonra adı Mimar Sinan Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi olacak olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümünde lisans tamamlayan sanatçı, aynı fakülteden Doktora'ya eşdeğer Sanatta yeterlik alarak Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'ndeki kadrosunda yerini aldı. 1985 yılında Profesör unvanı ile "Grafik Sanat Dalı" Başkanlığı görevine atandı.
Yurt içi ve yurt dışında Özgün Baskı seminerleri verdi.
Güzel Sanatlar Akademisinin Grafik bölümünde serigrafi ve gravür atölyelerinin kuruluşu sağlandıktan sonra ve bu atölyelerden yetişen sanatçılar arasında dikkat çeken Alaettin Aksoy, Aydın Ayan, Hüseyin Bilgin, Gören Bulut, Gül Derman, Devrim Erbil, Güngör İblikçi, Gündüz Gönlönü, Mehmet Güler, Ali Teoman Germener, Zahit Büyükişleyen, Erol Deneç, Nail Peyza, Ergin İnan, Utku Varlık, Mustafa Plevneli, Hasan Pekmezci, Hayati Misman, Fevzi Karakoç, Hüsamettin Koçan, Atilla Atar, Ali İsmail Türemen, Kadri Özayten'in, kişiliği olan Türk özgün baskı sanatının oluşmasında çaba sarf ettikleri görülmüştür.[1]
1994 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi dekanı oldu. 1996'da Yeditepe Üniversitesi Kurucu Dekanı, 2004 yılından bu yana da İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Kurucu Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdüren sanatçı, Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi kurucu dekanlığını da yapanTekcan, resim dalında 2022 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat büyük ödülüne layık görüldü.[2]
“ | Genelde baskı sanatlarında bir renk basılır kurutulur, üzerine ikinci renk basılır kurutulur ve kurutarak her rengi üst üste basarak bir resim oluşturulur. Ben öyle yapmıyorum. Altı tane makineye altı tane renk koyuyorum. Her koyduğum renk ve biçim farklı oluyor. Boyayı kâğıt üzerine bastığımda boya kurumadan ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı renkleri basıyorum. Altı tane rengin içerisinde ise sonsuz renk bulma imkânım oluyor. Kuruduğu zaman o kesin sınırları belli olan resimsel anlatım tarzından çok farklı bir tarz ortaya çıkıyor. Bunu ilk defa ben bulduğum için benim ismimle anılıyor.[3] | ” |
— Tekcan kendi adıyla anılan baskı tekniğini bir röportajında açıklarken |