Bu makalede, Kan bağı'in büyüleyici dünyasını ve onun kökeninden günümüz toplumu üzerindeki etkisine kadar birçok yönünü keşfedeceğiz. Tarih boyunca Kan bağı, kültürü, siyaseti, bilimi ve insanların günlük yaşamlarını etkileyerek çeşitli alanlarda önemli bir rol oynamıştır. Kökenlerini araştıracağız, zaman içindeki gelişimini analiz edeceğiz ve çağdaş dünyayla ilgisini inceleyeceğiz. Ek olarak, Kan bağı hakkındaki farklı bakış açıları ve görüşlerin yanı sıra onun bugünkü etik ve ahlaki sonuçlarını da inceleyeceğiz. Kendinizi Kan bağı'de heyecan verici bir yolculuğa çıkarmaya ve onun tüm nüanslarını ve anlamlarını keşfetmeye hazır olun!
Makale serilerinden |
İlişkiler (Ana hat) |
---|
![]() |
Kan hısımlığı (Latince consanguinitas 'kan bağı') ortak bir atadan gelen bir akraba ile akrabalık ilişkisine sahip olma özelliğidir.
Birçok hukuk sistemi, kan bağı yakın olan kişilerin evlenmesini veya cinsel ilişkiye girmesini yasaklayan kanunlara sahiptir. Kan hısımlığının derecesi, bu yasağın kapsamını belirler ve yerel yasalara göre değişiklik gösterir.[1] Öte yandan, dünya nüfusunun yaklaşık %20'si, belirli kan hısımlığına dayalı evliliklerin tercih edildiği bölgelerde yaşamaktadır.[2]
Kan hısımlık dereceleri, aynı zamanda mirasçıların belirlenmesinde de kullanılır. Miras hukukuna göre vasiyetsiz miras paylaşımı yasal düzenlemelere göre farklılık gösterebilir.[3]
Bazı toplumlarda ve tarihsel dönemlerde kuzen evliliği serbest veya teşvik edilirken, bazı yerlerde tabu sayılmakta ve ensest olarak görülmektedir.
Kan hısımlığının derecesi, her bir nesil veya mayoz bölünmesi için ayrı bir sıra içeren bir kan hısımlığı tablosu ile gösterilebilir. Aynı nesilde bulunan ve ortak bir ataya sahip kişiler, tabloda aynı sırada yer alır.[4]
Knot Sistemi, kan hısımlığını Ahnentafel numaralarını kullanarak tanımlayan sayısal bir gösterim sistemidir.[5]
|
Genetik olarak kan hısımlığı, mayoz nedeniyle genetik çeşitliliğin azalmasından kaynaklanır. Tüm insanlar genetik materyallerinin %99.6 ile %99.9’unu paylaştığından,[7] kan hısımlığı sadece küçük bir genetik bölümü etkiler. İki kardeşin çocuk sahibi olması durumunda, çocuğun dört yerine sadece iki büyükanne ve büyükbabası olur. Bu durumda, çocuğun zararlı bir çekinik geni (alel) iki kopya halinde alma olasılığı artar.
Genetik kan hısımlığı, 1922’de Wright tarafından tanımlanan[8] akrabalık katsayısı r ile ifade edilir. Burada r, kan hısımlığı nedeniyle homozigotluk oranını gösterir. Örneğin, ebeveyn-çocuk ilişkisi r=0.5 (DNA'nın %50'sini paylaşır), kardeşler r=0.5, ebeveynin kardeşi r=0.25 (%25 DNA), birinci derece kuzenler r=0.125 (%12.5 DNA) olarak hesaplanır.
Genetik olarak, ikinci derece kuzen veya daha yakın akrabalar arasında kurulan evlilikler (r ≥ 0.03125) kan hısımlığına dayalı evlilikler olarak sınıflandırılır. Bu keyfi sınır, daha uzak akrabalar arasındaki evliliklerin genetik etkilerinin genel popülasyonla karşılaştırıldığında anlamlı bir fark yaratmayacağı düşüncesiyle belirlenmiştir. Küresel ölçekte, çocukların en az %8.5’inin kan hısımlığına dayalı bir evlilikten doğduğu tahmin edilmektedir.[9]
Klinik genetikte, kan hısımlığı ikinci derece kuzen veya daha yakın akrabalar arasındaki evlilik olarak tanımlanır ve soy içi üreme katsayısı (F) 0.0156 veya daha büyük olur. Burada (F), bir çocuğun her iki ebeveynden de aynı gen kopyalarını alma olasılığını ifade eder.[10]
Genellikle birinci ve ikinci derece kuzenler tanımlanabilirken, üçüncü derece kuzenler bazen belirlenebilir. Ancak dördüncü derece kuzenlerin belirlenmesi nadirdir çünkü çoğu insan aile soy ağacını dört kuşaktan öteye takip edemez. Ayrıca, dördüncü kuzenler genetik olarak bölgesel popülasyondaki diğer bireylerden anlamlı şekilde farklı değildir.[11]
Soy içi üreme, otozomal genetik bozukluklar için homozigotluk seviyesini artırır ve genellikle bir popülasyonun biyolojik uygunluk seviyesinin düşmesine neden olur. Bu durum, soy içi üreme depresyonu olarak bilinir ve klinik araştırmaların önemli bir konusudur.[12]
Soy içi üremenin riskleri iyi bilinmesine rağmen, endogami geleneği olan azınlık gruplarına mensup aileleri bilgilendirmek ve davranışlarını değiştirmek, genetik danışmanlık hizmetleri açısından zorlu bir süreçtir.[13]
Kan hısımlığına dayalı ilişkilerden doğan çocuklar belirli genetik hastalıklar açısından daha yüksek risk taşır. Otozomal çekinik hastalıklar, belirli bir çekinik gen mutasyonu için homozigot olan bireylerde ortaya çıkar.[14] Bu, bireyin aynı genin iki kopyasına (alel) sahip olduğu anlamına gelir.[14]
Belirli nadir durumlar (yeni mutasyonlar veya uniparental dizomi) dışında, böyle bir hastalığa sahip bireyin her iki ebeveyni de genin taşıyıcısıdır.[14] Taşıyıcı bireyler genellikle etkilenmez ve taşıyıcı olduklarını gösteren herhangi bir belirti göstermezler. Dolayısıyla, mutasyonlu geni taşıdıklarının farkında olmayabilirler. Akrabalar belirli bir oranda genetik materyali paylaştıkları için, akraba ebeveynlerin otozomal çekinik bir genin taşıyıcısı olma ihtimali daha yüksektir ve bu nedenle çocukları da otozomal çekinik bir hastalığa yakalanma açısından daha büyük bir risk altındadır.[15]
Bu riskin artış derecesi, ebeveynlerin genetik yakınlık seviyesine bağlıdır. Ebeveynlerin yakın akraba olduğu durumlarda risk daha yüksektir, ancak ikinci derece kuzenler gibi daha uzak akrabalar arasında bu risk daha düşüktür (ancak yine de genel popülasyona kıyasla daha fazladır).[16]
Kan hısımlığı, bir popülasyonun tüberküloz ve hepatit gibi birçok enfeksiyöz patojene karşı duyarlılığını artırabilir. Ancak, sıtma ve bazı diğer patojenlere karşı duyarlılığı azaltabilir.[17]
|doi-access=free
(yardım)
|hdl-access=free
(yardım); Geçersiz |doi-access=free
(yardım)