Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir? zaman içinde ilgi uyandıran ve tartışmalara yol açan bir konudur. Siyasetten bilime kadar pek çok alanda tartışma konusu haline geldi. Toplum üzerindeki etkisi önemli olmuştur ve önemi, analiz ve yansıma nedeni olmaya devam etmektedir. Bu yazımızda bu konuya kapsamlı ve objektif bir bakış açısı kazandırmak amacıyla Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir? ile ilgili farklı bakış açılarını ve yaklaşımları inceleyeceğiz. Ayrıca yıllar içindeki gelişimini ve günümüzdeki etkisini inceleyeceğiz.
"Yarasa Olmak Nasıl Bir Şeydir?" Amerikalı filozof Thomas Nagel'in ilk olarak 1974 yılının Ekim ayında The Philosophical Review'da ve daha sonra Nagel'in Ölümcül Sorular'ında (1979) yayınlanan bir makaledir. Makale, "insan kavramlarının erişemeyeceği gerçekler" nedeniyle zihin-beden probleminin çözülemezliği, nesnelliğin ve indirgemeciliğin limitleri, öznel deneyimin "fenomenolojik özellikleri", insan hayal gücünün sınırları ve belirli, bilinçli bir şey olmanın ne anlama geldiği de dahil olmak üzere, bilincin ortaya çıkardığı çeşitli zorlukları ortaya koymaktadır.[1]
Nagel, "bir organizmanın ancak ve ancak o organizma olmanın nasıl bir şey olduğu varsa bilinçli zihinsel durumlara sahip olduğunu"[2] ileri sürmektedir. Bu önerme bilinç çalışmalarında "standart 'nasıl bir şey' deyimi" olarak özel bir statü kazanmıştır.[3] Daniel Dennett, bazı noktalarda keskin bir şekilde aynı fikirde olmasa da, Nagel'in çalışmasını "bilinç hakkında en çok atıfta bulunulan ve en etkili düşünce deneyi" olarak kabul etmiştir. [4] Nagel, insan bilincini bir yarasanınkiyle karşılaştıramayacağınızı savunmaktadır.